JavaScript is required
/
Kronik Stresin Üzerimizdeki Etkileri

İhtiyaçlarınıza uygun uzmanla eşleşin, hemen randevu ayarlayın.

1 Şubat 2024

- Kaygı ve Stres

Kronik Stresin Üzerimizdeki Etkileri

Paylaş:
Heltia mobil uygulama görseli

Heltia

Uzm. Klinik Psikolog Merve Dökmeci onaylı içerik

Bir hayatta kalma mekanizması olarak evrimleşen stres tepkisi, kişiyi birçok farklı açıdan etkiler. Neredeyse herkes yoğun strese maruz kaldığında midesinin kötü olduğunu, dikkatinin dağıldığını, duygu ve düşüncelerini kontrol etmekte zorlandığını ya da kalp atışlarının hızlandığını fark etmiştir. Bu konuyu “Stres Nedir, Nasıl Oluşur?” adlı yazımızda detaylıca incelemiştik.

Farklı olarak, kronik stres durumunda ise bu tepkinin daha sürekli hale geldiğini görüyoruz. Kronik streste vücut gevşemeye, rahatlamaya fırsat bulamadan tekrar tekrar stres kaynaklarına maruz kalıyor. Yani vücut sürekli bir fizyolojik uyarılma halinde oluyor da diyebiliriz.

Peki, aslında sadece gerçek bir “tehlike” durumunda ortaya çıkması gereken bu tepki sürekli hale geldiğinde genel sağlığı nasıl etkiliyor?

Gelin, kronik stresin vücut sistemleri üzerindeki etkilerine detaylı bir şekilde bakalım 👇🏻

Kronik Stresin Bedenimiz Üzerindeki Etkileri

Yazının bu bölümünde farklı stres türleri arasından kronik stresin fiziksel olarak yol açabileceği etkilerden bahsettik:

1. Sinir Sistemi

Sinir sistemi iki bölümden oluşur: Bunlardan biri, beyin ve omuriliği içeren merkezi sinir sistemi. Diğeri de motor nöronları, otonom sinir sistemi, sempatik sinir sistemi ve parasempatik sinir sistemi gibi farklı bileşenleri olan çevresel sinir sistemi.

Merkezi sinir sistemi, otonom sinir sistemini düzenler ve potansiyel tehditleri yorumlayarak stres tepkisinin oluşmasını tetikler. Bir tehlike algılandığında ortaya çıkan savaş ya da kaç tepkisinde en çok sempatik sinir sistemi rol alır. Bu sistem, vücudun enerji kaynaklarını bir yaşam tehdidi ile savaşmaya ve düşmandan kaçmaya yönlendirir.

Bu aşamada:

  • Sempatik sinir sistemi böbrek üstü bezlerin sinyaller gönderir. Bu sinyaller adrenalin ve kortizon hormonlarının salgılanmasını sağlar.
  • Bu hormonlar, otonom sinirlerin doğrudan etkisiyle birlikte kalp atışının ve solunumun hızlanmasına, kol ve bacaklardaki kan damarlarının genişlemesine, sindirim sürecinin değişmesine ve kandaki glikoz seviyesinin yükselmesine neden olur.
  • Bu değişimlerin tamamı vücudun akut strese (yani kısa vadeli stres faktörlerine) yanıt vermesi için oluşur. Bedenin acil durum karşısında verdiği “savaş ya da kaç” tepkisi budur.

İdealde stresi yaratan etken sona erdiğinde beynin hipotalamus bölgesi, tüm sistemlere normale dönmesini söyler. Parasempatik sinir sistemi de bu noktada devreye girer ve beden gevşer, stres reaksiyonu da durur. Ama merkezi sinir sistemi stres faktörlerinin ortadan kalktığına dair mesajı iletmezse stres tepkisi devam eder.

Uzun bir süre boyunca stres yaratan kronik stres, biraz önce bahsettiğimiz fiziksel reaksiyonları tetiklemeye devam eder. Bu da vücudun birçok açıdan yıpranmasına neden olur. Yani burada önemli olan vücudun strese verdiği anlık tepki değil, sinir sisteminin sürekli aktivasyonunun diğer vücut sistemlerine ne yaptığıdır.

2. Endokrin Sistem

Endokrin sistem temel olarak; iç salgı bezleri, hormon üreten dokular, hormonlar ve hormon reseptörlerinden oluşur. Vücut bir tehdit ile karşılaştığında, yani stres faktörlerine maruz kaldığında, endokrin sistem hipotalamik-hipofiz-adrenal (HPA) eksenini içeren bir dizi olay başlatır.

Şöyle ki:

  • Strese maruz kalındığında, beyni ve endokrin sistemini birbirine bağlayan hipotalamus, hipofiz bezine sinyal gönderir. Merkezi sinir sistemindeki bu haberleşme sonucunda böbrek üstü bezlerinde stres hormonu olarak da bilinen kortizonun üretimi artar.
  • Kortizon karaciğerden glikoz ve yağ asitlerini harekete geçirerek vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi almasını sağlar. Normalde gün boyunca değişen seviyelerde üretilir. Tipik olarak uyandıktan sonra vücuttaki kortizon seviyesi artar ve gün boyunca yavaşça düşer.
  • Artan kortizon kan basıncını ve kan şekerini artırır. Enerjiye dönüşecek besinlerin sindirimini hızlandırmak amacıyla midedeki asit miktarının yükselmesini sağlar.
  • Bu süreçte ise bağışıklık sistemini baskılar. Çünkü vücudun savaş ya da kaç tepkisini gösterdiği bu anlarda öncelikler değişir. Tamamen hayatta kalmaya odaklanan vücut, bağışıklık sistemi gibi o an hayati önem taşımayan sistemlerin bir nevi arka plana atar.

İşte kronik stres; kortizon miktarının sürekli yüksek olmasına, bağışıklık sistemi ile HPA ekseni arasındaki iletişimin bozulmasına neden olabilir. Bu durum da kronik yorgunluk, diyabet ya da obezite gibi metabolik bozukluklar, bağışıklık sorunları ve depresyon gibi çok sayıda fiziksel ve zihinsel soruna yol açabilir.

3. Sindirim Sistemi

Sindirim sistemi temel olarak; ağız, yutak, yemek borusu, mide ve bağırsaklardan oluşur. Karaciğer, pankreas ve safra kesesi de sindirime yardımcı olan diğer organlardır. Maruz kalınan stres kaynakları, bu sistemi de birçok farklı açıdan etkiler.

  • Bağırsak ikinci beyin olarak da adlandırılır. Bunun nedeni bağırsakta bulunan, bağımsız olarak işlev görebilen ve beyinle sürekli iletişim halinde olan nöronlardır. Stres, bu beyin-bağırsak iletişimini etkileyebilir. Ağrı, şişkinlik ve diğer bağırsak rahatsızlıklarını tetikleyebilir.
  • Bağırsakta milyonlarca faydalı bakteri bulunur. Bu bakteriler neredeyse tüm vücut sistemleri üzerinde etkilidir. Ayrıca davranışlar ve ruh haliyle de ilişkilidir. Kronik stres bağırsak florasının dengesinin bozulmasına ve faydalı bakterilerin yeteri kadar etki edememesine yol açabilir. Bu da hem vücut sistemlerini hem ruh halini olumsuz etkileyebilir.
  • Yoğun stres anında normalden az ya da fazla yeme ihtiyacı duyulabilir. Artan kortizonun etkisiyle vücut fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu için çok yeme davranışında genelde karbonhidrat, yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler tercih edilir. Bu tür yiyecekleri fazla tüketmek asit reflüsü gibi mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Stres veya yorgunluk mide ağrısının şiddetini de artırabilir.
  • Kronik stres mide bulantısına da sebep olabilir. Diğer mide rahatsızlıklarını daha kolay hissettirebilir. Stres tepkisi yeterince şiddetliyse kusma meydana gelebilir. Ayrıca yoğun stres, iştahta gereksiz bir artışa veya azalmaya neden olabilir. Sağlıksız diyetler de kişinin ruh halini bozabilir.

Sanılanın aksine tek başına stres mide ülserine neden olmaz. Ülsere çoğunlukla bir bakteriyel enfeksiyon neden olur. Ama yoğun stres anında ülser daha rahatsız edici olabilir.

Stres, özellikle inflamatuar bağırsak hastalığı veya irritabl bağırsak sendromu gibi kronik bağırsak rahatsızlıkları olan kişileri etkiler. Bunun nedeni, bağırsak sinirlerinin daha hassas olması, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler, bağırsak hareketlerinin hızının değişmesi olabilir.

4. Kardiyovasküler Sistem

Kardiyovasküler sistem, hücrelere oksijen ve besin taşıma konusunda çalışan kalp ve kan damarlarından oluşur.

  • Kaç veya savaş tepkisinde artan noradrenalin ve kortizon gibi hormonlar kalp atışının hızlanmasına ve kalp kaslarının daha güçlü kasılmasına neden olur.
  • Ayrıca kanı büyük kaslara ve kalbe yönlendiren kan damarları da genişleyerek vücudun bu bölgelerine pompalanan kan miktarını artırır ve tansiyonu yükseltir.
  • Akut stres dönemi geçtikten sonra vücut normal durumuna döner.

Kronik stres veya uzun bir süre boyunca yaşanan sürekli stres, kalp ve kan damarlarda sorunlar oluşmasına yol açabilir. Kalp atış hızındaki sürekli artış ve yüksek kan basıncı seviyesi vücuda zarar verebilir. Bu uzun süreli devam eden stres; hipertansiyon, kalp krizi veya inme riskini artırabilir.

Kronik stres dolaşım sisteminde yer alan koroner arterlerde inflamasyon oluşmasına da sebep olabilir. Bu da yoğun stresin kalp krizi arasındaki ilişki bulunabilir ve bu, stresi kalp krizine bağladığı düşünülen bir yoldur.

5. Solunum Sistemi

Solunum sistemi hücrelere oksijen sağlar ve vücuttaki karbondioksit atıklarını uzaklaştırır. Hava burundan girer ve boğazdaki gırtlaktan, soluk borusundan aşağıya ve bronşlardan akciğerlere gider. Alveoller daha sonra oksijeni dolaşım için kırmızı kan hücrelerine aktarır.

  • Stres tepkisi sırasında, oksijence zengin kanı vücuda daha hızlı dağıtabilmek için, daha hızlı nefes almak gerekir. Burun ve akciğerler arasındaki hava yolu daraldığı için nefes darlığı da yaşanabilir.
  • Herhangi bir solunum hastalığı olmayan biri için hızlı nefes almak ya da nefes darlığı yaşamak genellikle çok büyük bir sorun değildir. Ancak astım veya amfizem gibi kronik bir akciğer hastalığı olan biri için böyle bir durumda nefes almak zorlaşabilir.
  • Ek olarak, stresin neden olduğu hızlı nefes alma veya hiperventilasyon, panik atak eğilimli kişilerde panik atağa neden olabilir.

Bazı araştırmalar, sevilen birinin ölümü gibi akut bir stresin aslında astım krizlerini tetikleyebileceğini gösteriyor.

6. Kas-İskelet Sistemi

Vücudun hareket etmesini sağlayan iskelet ve kas sistemi kaç veya savaş tepkisinden yoğun şekilde etkilenir. Vücut strese faktörlerine maruz kaldığında kaslar bir anda gerilir ve tetikleyici geçtiğinde kaslardaki gerginlik azalır.

Kronik stres vücuttaki kasların sürekli tehlike karşısında hazır durumda, yani kasılı kalmasına neden olur. Kaslar uzun süre boyunca gergin olduğunda farklı kas ve iskelet sistemi reaksiyonları tetiklenebilir ve buna bağlı olarak bozukluklar oluşabilir.

Hem gerilim tipi baş ağrısı hem migren; omuz, boyun ve baş bölgesindeki kronik kas gerilimi ile alakalıdır. Bel, boyun ve önkol ağrısı da stresle, özellikle iş stresiyle alakalı olabilir.

7. Üreme Sistemi

Kronik stresin üreme sistemi üzerindeki etkilerini iki ayrı cins için inceleyebiliriz.

Erkeklerde:

  • Aşırı miktarda kortizon, erkek üreme sisteminin normal biyokimyasal işleyişini etkileyebilir.
  • Kronik stres, testosteron üretimini etkileyerek libidoda düşüşe, erektil disfonksiyona neden olabilir.
  • Kronik stres sperm üretimini ve spermlerin olgunlaşmasını olumsuz etkileyerek, gebe kalmaya çalışan çiftlerde zorluklara neden olabilir.
  • Stres tepkisi bağışıklık sistemini etkilediğinde, vücut enfeksiyona karşı savunmasız hale gelebilir. Testislere, prostat bezine ve üretraya yönelik enfeksiyonlar erkek üreme fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.

Kadınlarda ise:

  • Yüksek düzeyde stres; adet döngüsünün düzensiz ilerlemesine, daha ağrılı dönemlere, döngü uzunluğunda değişikliklere ve regl öncesi sendromunun kötüleşmesine yol açabilir.
  • Yoğun stres ve stresin getirdiği dikkat dağınıklığı, yorgunluk, depresif duygular cinsel isteği azaltabilir.
  • Kronik stres vücut sistemlerinin büyük bir kısmını etkilediği için hamile kalmayı da zorlaştırabilir. Hamilelik döneminde sorunlara, doğum öncesi ya da sonrasında depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara sebep olabilir.
  • Aşırı stres hamilelik döneminde depresyon ve kaygı geliştirme olasılığını artırır. Annenin stres tepkisi, fetüsün gelişimini olumsuz etkileyebilir.
  • Kronik stres bağışıklık sistemini baskıladığı için, herpes simpleks yani uçuk virüsü veya yumurtalıklarda küçük ve iyi huylu çok sayıda kistin oluşumu şeklinde gelişen polikistik over sendromu gibi üreme hastalıklarının görülme riski de artabilir.

Kronik Stresin Mental Sağlık Üzerindeki Etkisi

Vücutta yaşanan tüm bu bahsettiğimiz biyokimyasal değişimler, farklı açılardan mental sağlığı da etkiliyor. Bunun yanında stresin direkt olarak mental sağlığımız üzerinde yarattığı olumsuzluklar da mevcut.

Detaylandırmak gerekirse:

  • Kronik stres sebebiyle oluşan vücut ağrıları, baş ağrısı veya kas ağrıları kendinizi sürekli yorgun ve halsiz hissetmenize yol açabilir. Sürekli yatmak, kendinizi yoracak aktivitelerden dolayısıyla da sosyal ortamlardan uzak durmak isteyebilirsiniz. Bu da hem ruh halinizi olumsuz etkiler hem bir noktadan sonra depresif duyguların artmasına ve depresyon belirtileri görülmesine sebep olabilir.
  • Ağrılar ve hormon dengesizlikleri uyku sorunlarına da yol açabilir. Kaliteli ve yeterli uykuya ulaşmanızı zorlaştıran uyku problemleri mental sağlığı birçok farklı açıdan etkileyebilir. Uykusuzluk hayat kalitesinin düşmesine, sürekli yorgunluk hissine ve depresyon belirtilerinin görülmesine sebep olabilir.
  • Yine ağrı gibi yoğun stresin yol açtığı sorunlar kişiyi madde kullanımı, sigara ve alkol gibi bağımlılıklara sürükleyebilir.
  • Mide sorunları ve yoğun strese bağlı değişen iştah zamanla yeme bozukluklarının görülmesine neden olabilir. Temelde psikolojik sorunlar olarak değerlendirilen yeme bozuklukları fizyolojik anlamda da sağlığı ciddi şekilde etkileyebilir.
  • Kişinin davranışlarında değişimler gözlenebilir. Daha öfkeli, sabırsız ve tahammülsüz birine dönüşebilir. Bu da hem kimyasal değişimler hem hayat kalitesinin olumsuz etkilenmesi sebebiyle görülebilir.
  • Cinsel isteksizlik gibi sorunlar kişinin kendine duyduğu güveni zedeleyebilir, insanlardan uzak durmasına ve daha izole bir hayat yaşamasına sebep olabilir. Bunlar da genel anlamda kişinin psikolojik iyi oluşunu olumsuz şekilde etkiler.

Siz de kronik stresle mücadele ediyorsanız, [Heltia uygulaması]https://heltia.go.link?adj_t=16d9bee9_16yd20yp) üzerinden uzmanlarla görüşebilir ve mental sağlığınızı iyileştirmek için önemli bir adım atabilirsiniz.

Bu yazımızı beğendiyseniz, “Neden Stres Oluruz? (11 Potansiyel Sebep)” ve “Gıdalarda Oluşan HMF Nedir?” içeriklerimize de göz atabilirsiniz.

Sayfa içeriği yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana başvurunuz.

Kaynaklar:

Yaribeygi, H., Panahi, Y., Sahraei, H., Johnston, T. P., & Sahebkar, A. (2017). The impact of stress on body function: A review. EXCLI journal, 16, 1057.

Sinclair, D., Purves-Tyson, T. D., Allen, K. M., & Weickert, C. S. (2014). Impacts of stress and sex hormones on dopamine neurotransmission in the adolescent brain. Psychopharmacology, 231 (8), 1581-1599.

Renoir, T., Hasebe, K., & Gray, L. (2013). Mind and body: how the health of the body impacts on neuropsychiatry. Frontiers in pharmacology, 4, 158.

Sheriff, M. J., Krebs, C. J., & Boonstra, R. (2011). From process to pattern: how fluctuating predation risk impacts the stress axis of snowshoe hares during the 10-year cycle. Oecologia, 166 (3), 593-605.

İhtiyaçlarınıza uygun uzmanla eşleşin, hemen randevu ayarlayın.