JavaScript is required
/
Varoluşsal Sancılar: Neden Olur, Bizi Nasıl Etkiler?

İhtiyaçlarınıza uygun uzmanla eşleşin, hemen randevu ayarlayın.

10 Ağustos 2023

- Kişisel Gelişim

Varoluşsal Sancılar: Neden Olur, Bizi Nasıl Etkiler?

Paylaş:
Heltia mobil uygulama görseli

Heltia

Uzm. Psk. Dan. Merve Dökmeci onaylı içerik

Kim olduğunuzu, evrende nasıl bir yeriniz olduğunu, hayattaki amacınızı sorguladığınız oluyor mu hiç? Çok önemsizmişsiniz gibi, hiçbir şeyin anlamı yokmuş gibi geliyor mu? Buna “varoluşsal boşluk” durumu, yaşanan sorgulama sürecine de “varoluşsal sancı” deniyor.

Siz de "Varoluşsal sancılar çekiyorum, ne yapmalıyım?" diyorsanız merak etmeyin. Bu yazıda varoluş sancısı nedir, varoluşsal sancı belirtileri nelerdir, varoluş sancısı nasıl geçer detaylıca ele aldık.

Varoluşsal Sancı Nedir?

Varoluşsal kaygı; yaşamdaki anlam, seçim ve özgürlükle ilgili huzursuzluk duygularını ifade eder. Herkes olumsuz duyguları deneyimler, ancak bu duygular derin bir umutsuzluğa yol açarak kişinin hayattaki yerini sorgulamasına neden olabilir. Bu durum da varoluşsal kriz olarak bilinir.

Varoluşsal kaygıların temelinde en basit şekilde; herkes bir gün öleceği için, hayatın doğası gereği anlamsız olduğu, varoluşumuzun bir anlamı olmadığı fikirleri yatar. Yani insanlar hayatın ne anlama geldiğini ve bir bütün olarak yaşamın amacının ne olduğunu merak etmeye başladıklarında varoluşsal bir kriz yaşayabilirler.

Aslında hayatta anlam ve amaç aramak garip bir durum değil. Ancak varoluşsal bir krizde sorun, bu arayışın sonunda tatmin edici cevaplar bulamamaktır. Bazı insanlar için cevap eksikliği, içeriden kişisel bir çatışmayı tetikleyerek hayal kırıklığına, derin bir mutsuzluğa neden olur.

Varoluşsal Sancılara Farklı Bir Bakış

Varoluşsal kriz, varoluşsal kaygı terimlerinin kökleri, varoluşun anlamı ve amacına genel ve bireysel bir bakış açısıyla odaklanan varoluşçuluk felsefesine dayanmaktadır. Varoluşçular, kaygıyı mental sağlık uzmanlarından daha farklı bir şekilde değerlendirirler.

Varoluşçuluk felsefesinin bakış açısında:

  • Kaygı, çözülmesi gereken bir sorun olarak algılanmaz. Bunun yerine o, hayatın kaçınılmaz bir parçası ve herkesin deneyimleyeceği, olumlu olan ve bize hayat hakkında önemli dersler verebilecek bir olgu olarak görülür.
  • Varoluşsal kaygılar; bir farkındalık yolculuğu, gerekli bir deneyim ve karmaşık bir fenomendir. Kendi özgürlüklerinizin ve bir gün hayatın sizin için sona ereceğinin farkındalığından doğar.
  • Yaşamın nihai kaygıları; ölüm, özgürlük, izolasyon ve anlamsızlıktır. Bu endişelerin de korku gibi olumsuz duygulara neden olduğu düşünülür. Çünkü seçimlerimizin doğru olduğundan asla emin olamayız ve bir kez bir seçim yaptığımızda aslında bir başka alternatifi direkt reddetmiş oluruz.

Yani bu kaygıyı normalleştirmek, herkesin yaşadığı bir öz farkındalık fırsatı olarak değerlendirmek de varoluşsal yalnızlık hissini geçirmeye yardımcı olabilir.

Varoluş Kaygısını Kimler Deneyimler?

Varoluşsal kaygılar herhangi bir yaştaki bir bireyi etkileyebilir. Ancak genellikle günlük hayattaki daha basit görünen stres kaynakları varoluşsal kaygıları tetiklemez. Birçok kişi zorlayıcı bir yaşam olayı ya da başarılı olma mücadelesi karşısında bir kriz yaşar.

Varoluş kaygısı:

  • Bir şey hakkında derin şekilde suçluluk duymak,
  • Sevilen birini kaybetmek veya ölümünün gerçekliğiyle yüzleşmek,
  • Sosyal olarak doyumsuz hissetmek,
  • Taşınmak, kariyer değişikliği gibi yaşamdaki dönüm noktaları,
  • Kontrolün kaybedildiğini, işlerin bir türlü hayal edilen gibi gitmediğini düşünmek,
  • Kendinden, varlığından ve benliğinden memnun olmamak,
  • Trajik veya travmatik bir deneyim yaşamak,
  • Çocuk sahibi olmak,
  • Evlilik veya boşanma,
  • Bastırılmış olumsuz duygular gibi durumlarla özellikle tetiklenebilir.

Yani varoluşsal kaygılar hayattaki değişim dönemleri sırasında ortaya çıkma eğilimindedir diyebiliriz.

Varoluş kaygısı, güvenlik ve güvenliği kaybetmekle ilgili olarak, uyum sağlamadaki zorluğu yansıtır. Örneğin, iş bulamayan bir yeni mezun ya da uzun yıllardır birlikte olduğu partnerinden ayrılan bir kişi o dönemde hayatı tamamen bitmiş gibi hissedebilir. Böyle zamanlarda varlığını sorgulamaya başlayabilir.

Varoluşsal Bunalım Yaşadığımızı Nasıl Anlayabiliriz?

Özetlemek gerekirse, varoluşsal kriz yaşayan birinin gösterebileceği belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Yoğun endişe hissi
  • Varoluşsal depresyon belirtileri
  • Kaybolmuşluk, amaçsızlık hissi
  • Aşırı bunalmış hissetmek
  • Arkadaşlardan ve çevreden uzak durmak istemek
  • Motivasyon ve enerji eksikliği, eskiden hoşlandıkları aktivitelere karşı isteksizlik
  • Hayattaki amacını ve yerini sorgulamak
  • Yalnızlığı tercih etmek
  • Anhedoni yani hiçbir şeyden zevk alamamak
  • Distimi yani sürekli mutsuz, üzgün hissetmek

Varoluş sancısı belirtileri arasında bunlar sayılabilir. Ancak şunu da özel olarak belirtelim: Bu açıdan varoluşsal bunalım belirtileri depresyon ile benzerlik gösterebilir. İkisinin ayırt edilebilmesi ve bireyin ihtiyacı olan yardımı alabilmesi için alanında uzman birine danışmak oldukça önemlidir.

Varoluşsal Kaygının Yol Açtığı Varoluşsal Kriz Çeşitleri Nelerdir?

Varoluşsal kaygılar ve bu kaygıların sebep olabileceği kriz dönemi birkaç başlık altında incelenebilir:

1. Korku ve Sorumluluk

Hayatınızı iyi veya kötü yönde değiştirebilecek seçimleri kendiniz yapma özgürlüğüne sahipsiniz. Çoğu insan, mantıklı olarak, birilerinin kendileri için karar vermesine karşı bu özgürlüğü tercih eder. Ancak bu özgürlük aynı zamanda sorumluluğu da beraberinde getirir.

Bu nedenle, yaptığınız seçimlerin sonuçlarını kabul etmeniz gerekir. Sonu iyi olmayan bir seçim yapmak için özgürlüğünüzü kullanırsanız, suçu başkasına yükleyemezsiniz. Bazıları için bu seçim özgürlüğü çok ezicidir ve hayatın anlamı ve seçimler hakkında her şeyi kapsayan bir endişe olan varoluşsal kaygıyı tetikleyebilir.

2. Hayatın Anlamı

Hayatta bir anlam ve amaca sahip olmak umut verebilir. Ancak hayatınız üzerine düşündükten sonra, önemli bir şey başaramadığınızı veya bir fark yaratmadığınızı hissedebilirsiniz. Bu, insanları kendi varlıklarını sorgulamaya yöneltebilir.

Bu noktada Fransız filozof, gazeteci ve yazar Albert Camus’un bakış açısına değinmek faydalı olabilir. Camus bir son veya "hedef" için yaşamayı bırakıp "olma" eyleminin kendisi için yaşamaya başlamak gerektiğini söylüyor. Yani sonuca değil, yola odaklanmayı öğütlüyor.

Aslında bu öğüt hayatın her noktası için geçerli: Her anı doyasıya yaşamanın anahtarı bu. Bu bilgiyi gerçek anlamda içselleştirdiğimizde hayatın her detayından daha fazla keyif alabiliriz. Yemekten sonra gideceğimiz filmi düşünmektense o an yediklerimize odaklanarak her bir lokmanın tadını çok daha net bir şekilde alabiliriz.

3. Başlıca Yaşam Olayları veya Yaşamın Evreleri

Pek çok insan, çocukluktan yetişkinliğe veya yetişkinlikten yaşlılığa geçiş gibi yeni bir yaşam dönümünde varoluşsal bir kriz yaşar.

Mezuniyet, yeni bir işe başlama veya kariyer değiştirme, evlilik veya boşanma, çocuk sahibi olma ve emekli olma gibi önemli yaşam olayları da varoluşsal bir krize neden olabilir.

4. Ölüm ve Hastalık

Yas süreciyle başa çıkmak genellikle zorlayıcı bir durumdur. Bir partneri, ebeveyni, kardeşi, çocuğu veya diğer sevilen birini kaybetmek, genellikle insanları kendi ölümlülükleriyle yüzleşmeye ve kendi hayatlarının anlamını sorgulamaya zorlar.

Benzer şekilde, ciddi veya yaşamı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıyaysanız, ölüm düşünceleri ve yaşamın anlamı ile boğulmanıza neden olan varoluşsal bir kriz yaşayabilirsiniz.

Bu durumlarda yaşam ve ölümün anlamı, hayatımızın evrendeki yeri üzerinde düşünebilirsiniz. Ölümün ardından gelebileceklerden korkmak kaygıyı tetikleyebilir.

5. Duygu, Deneyim ve Somutlaşma

Olumsuz duygulardan kaçmak da bazen varoluşsal bir krize yol açabilir. Bazı insanlar, bunun kendilerini mutlu edeceğini düşünerek acıyı bloke eder. Ancak bu çoğu zaman sahte bir mutluluk duygusuna yol açar. Ve gerçek mutluluğu deneyimlemediğinizde, hayat boş gelebilir.

Öte yandan, duyguları somutlaştırmak ve acı, hoşnutsuzluk ve kaygı gibi olumsuz duyguları kabul etmek, kişisel gelişimin kapısını açarak hayata bakışınızı değiştirebilir.

Varoluşsal Kriz ile Başa Çıkmak

Varoluşsal sancı belirtileri ile başa çıkmak için uygulayabileceğiniz birçok yöntem var. Yine de varoluş sancılarından iyileşmek, bazen umduğumuz kadar rahat bir süreç olmayabilir.

Bu süreci mümkün kılmak için psikolojik destek almanız gerekebilir. Mental sağlığınızı güçlendirmek için Heltia uygulamasını indirerek ve online terapi alarak, uzman psikologlarla görüşerek işe başlayabilirsiniz.

Bu içeriği faydalı bulduysanız, “Benlik Algısı Nasıl Oluşur, Nasıl Geliştirilir?” ve “Öz Şefkatli Farkındalık Nedir, Nasıl Geliştirilir?” başlıklı makaleleri de inceleyebilirsiniz.

Sayfa içeriği yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana başvurunuz.

İhtiyaçlarınıza uygun uzmanla eşleşin, hemen randevu ayarlayın.